Deliriyum
8/10

Deliriyum

Opera
Atatürk Kültür Merkezi
Reklam

🎭 Deliriyum – Dijital Çağın Bedenle Dansı

Performans: Modern Dans
Topluluk: İstanbul Devlet Opera ve Balesi – MDTistanbul
Koreografi: Canberk Yıldız
Müzik & Ses Tasarımı: Onur Seçki
Görsel Tasarım: Emir Ünalan
Işık Tasarımı: Yasin Gültepe
Kostüm: Yargıcı kolektif döngüsel tasarım anlayışıyla
Süre: ~70 dk
Mekan: AKM Tiyatro Salonu (İstanbul)


🧠 Sahnenin Dili – Deliriyum Neyi Anlatıyor?

“Deliriyum”, adını psikiyatrideki bilincin bulanması ve gerçeklikten kopmanın adı olan kavramdan alıyor. Sahneye taşınan, dijital çağın insan kimliği ve algısı üzerindeki etkileri:

  • Düşünerek hareket eden insan →

  • İzleyen ve konuşan birey →

  • Algoritmalarla yönlendirilen, neredeyse “programlanmış” varlık…

Performans, sosyal medya, hızla yayılan doğrulanmamış bilgi ve bireyin bu karmaşada nasıl dönüşüp yeniden şekillendiğini bedensel dil ve dansla sorguluyor. Digital ekranlar, algoritmalar ve dans arasında kurulan ilişki, izleyiciyi görsel-ruhsal bir labirente davet ediyor.


👯‍♂️ Dansçılar – Bir Varlık Arayışı

Sahnede web sitelerinde belirtilen kadroya göre 13 dansçı yer alıyor:
Alper Marangoz, Anna V. Zesakes, Berk Can Ceylan, Bianca Cerioni, Chiara Giorda, Demet Aksular, Evrim Akyay, Kamola Rashidova, Mert Aksu, Miray Bacı, Taner Güngör, Tufan Elitaş, Tuğçe Göncü ve destek ekipleri…

Her bir beden, dijital çağın ritmine ayak uydurmaya çalışırken dengede kalma çabasıyla yüzleşiyor – kimi zaman akışa kapılıyor, kimi zaman direniyor. Bu dansçılar sadece adımlar atmıyor; sahnede modern insanın ikilemlerini temsil ediyorlar.


👀 İzleyici Tepkileri – Salondan Yankılar

Deliriyum, klasik bir bale veya tiyatronun ötesinde; modern dansın *içsel sorgulamalarla buluştuğu bir deneyim:

🎟️ “Ekrandaki görüntüler ve müzikle bedenler arasında kurulan diyalog beni içine çekti.”
🎟️ “Bu sadece dans değil, çağımızın bir yansıması gibiydi.”
🎟️ “Bazen rahatsız etmeyecek kadar çarpıcı, bazen sessizce düşündüren bir gösteri.”

Kimi izleyiciler dijital çağın “bizi nasıl yönlendirdiğini” sahnede görmekten etkilenirken, kimileri bedenin algı ve ritim üzerindeki baskısını düşündürücü buldu. Bu tepkiler, eserin tartışma yaratma amacını daha da güçlendiriyor.


🌀 Biz Ne Hissettik?

“Deliriyum”, seyirlik bir dans gösterisi olmaktan çok zamanımızın bir portresiydi.

  • Işık tasarımı ve müzik, modern insanın iç dünyasındaki gürültüyü dışa vurdu.

  • Koreografi, kontrol ve kaybolma arasında gidip gelen bir beden arayışına dönüştü.

  • Dijital ekranlarla kurulan diyaloglar, bizi kendi ekranlarımızla yüzleştirdi.

Oyun sonunda salondan çıktığımızda ilk düşündüğümüz şuydu:

“Gerçekten biz mi kontrol ediyoruz, yoksa algoritmalar mı kontrol ediyor bizi?”

Deliriyum’u izlemek, yalnızca bir performansa tanıklık etmek değil, aynı zamanda kendi dijital varoluşumuzu sorgulamaktı.

Reklam

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir